3 Mayıs 2021 Pazartesi

CANLI DERSLER VE LİSE HAYATI

Ders



 Herkese yeniden merhabalar,

uzun bir aranın ardından sizlere kavuşabilmenin sevincini ve heyecanını yaşadığımı satırlarla nasıl izah edebileceğimi inanın bilmiyorum, fakat şunu söylemeliyim ki üniversite sınavı gibi hayatımın geri kalanını yaşarken neredeyse her anında mutlaka etkisi bulunacak kadar büyük bir ciddiyete sahip olan bir sınava olağanüstü bir dönemde dolayısıyla olağanüstü şekillerde hazırlanırken bir taraftan yakın zamanlarda mezun olduğum lise hayatım, diğer taraftan da halihazır önümde bulunan üniversite ve onu takip eden iş hayatım ile ilgili düşüncelerimi, tespitlerimi, kaygılarımı,öngörülerimi sizlere her zaman yazı aşkıyla kendimi yansıttığım bloğlumda buluşturmak istedim. 


Öncelikle söylemek istiyorum ki bu kadar ciddi bir sınava böyle bir dönemde denk gelmiş olmanın getirdiği çeşitli hem kolaylıklar hem de kaygılar bulunmakta. Diğer arkadaşlar son sınıfa geldiklerinde hem okul ile hem de dershane ile uğraşırken bizler bu tarz çeşitli sınav hazırlıkları yerine youtube,zoom vb. interaktif tabanlı sınav hazırlığı amacına hizmet edebilen  platformlara ulaşarak evden sınava hazırlanmaya çalışıyoruz. Tabii ki hatasız kul olamayacağından ve teknoloji ile pandemiden önce de verdiğimiz bir savaş olduğundan konu teknoloji olduğunda hepimiz biraz sınıfta kalıyoruz.EBA’da zaman zaman meydana gelen çökmeler, bazı öğretmenlerin ve öğrencilerin canlı ders imkanlarını karşılayacak yeterli, çeşitli güçlerinin bulunmayışı durumu ve sınava hazırlığı fazlasıyla zorlaştırıyor. Geçenlerde MEB üzerinden, EBA’nın dünyada en çok giriş yapılan eğitim platformu olduğuna dair bir açıklama gelmiş, bunu gören bir öğrenci gönderinin altına: “Tabii ki olur, bir canlı derse girebilmek için bin defa giriş yapıyoruz…” şeklinde bir yorum bırakmış.

Bakıldığında belki mizahi açıdan bir yaklaşım gibi görünse de her öğrencinin ek ders veya dershane gibi farklı seçeneklere yönelebilme gibi bir imkanı olmadığından evlere kapanıldığı bugünlerde EBA ve benzeri ücretsiz platformlar bu duruma sahip akran arkadaşlarıma sınava hazırlıklarında can suyu oluyor. Ve hal böyle olunca da EBA’da meydana gelen bir çökme, bir canlı dersin iptal oluşu veya hiç açılamayışı aslında bir arkadaşım için bu sene üniversite kapılarının da kapanışına doğru işaret edebiliyor.Öte yandan, nasıl “normalde” bir öğrencinin bir dersi öğrenebilmesi için sadece defter,kalem,kitap yetmiyorsa canlı derslerde de sadece teknolojik imkanlar dersin öğrenilebilmesi için yeterli değil. Çünkü eğitim beraberinde ne kadar maddiyat isteyen bir ihtiyaçsa verim de eğitimin bir o kadar olmazsa olmazıdır.Verimin kapısını açabilen en iyi çilingir de, bir öğrencinin eğitim hayatına en verimli şekli verebilen etmen de denetimdir. Şu anki vaziyet “uzaktan” eğitim olduğundan karşımızdaki hocanın öğrenciler ve onların eğitilmesi ile ilgili deneyimleri, bu deneyimlerle geçip giden onca yıl, bizim dersi anlamaya yönelik verdiğimiz çabalar saf dışı kalıyor. Ekranın karşısına geçip dersi anlamaya ne kadar yeminli olursanız olun yanınızda sizi gözlemleyen, not alıp almadığınızı kontrol eden ve dersi dinlediğinizi fark eden bir öğretmen olmadığından online eğitim esnasında herhangi bir denetim,özdenetim söz konusu olmuyor.


Hal böyle olunca da, bizler ekran karşısında aldığımız onca dersten sonra kenara çekilip “bugün ne öğrendim ve bunun sınava katkısı ne” gibi sorular bizlerin evde kaldığımız şu günlerde ekstra stres yapmasına neden oluyor, bu stres içimizde büyüdükçe tıpkı bir kanser hücresi gibi hızlıca bölünerek kötü huylu bir gelecek kaygısına evriliyor. Zaten bin bir zorlukla mücadele ederek üniversiteye giriş yapmaya çalışan bizler, bir de oturup geçen seneki sınav sonucu meydana gelen mezun yığılmasını,bu yığılmaya rağmen üniversiteye girdikten sonraki para yetiştirme, başını sokacak bir delik bulabilme ve sonucunda iş bulabilip kendimizi,ailemizi, evimizi geçim derdine kadar sonucu her türlü belirsizliğe çıkacak olan gereksiz kaygıların peşine düşüyoruz.


Sonuç olarak benim inancım: Şu an çeşitli zorluklarla yaşamamızın sebebi, geleceğimizi de bir o kadar kolay yaşayabileceğimiz sonucundan dolayıdır. Bizler nasıl bu karantina döneminde geçmişteki başarılarımızı örnek alarak pozitif bakabilmeye eğilebiliyorsak, gelecekte de bütün bu yaşadıklarımızdan ders çıkararak hep daha kolay şekilde bir adım önde olabileceğimizdendir.

 


4 Mayıs 2020 Pazartesi

Ağaç Ev Sohbetleri 37

Herkese yeniden merhabalar,
Okulların kapanmasıyla beraber girdiğim korona detoksundan çıkmış bulunmaktayım an itibariyle:). Uzun zamandır sosyal mecralarda da aktifliğimi yitirmiştim ve sizlere de duyduğum yoğun çzlemden dolayı yepyeni içeriklerimle ve fikirlerimle geri dönme kararı aldım.Dünyanın gündeminden ve tabii ki bizim de gündemimizden düşmeyen bir pandemi var malum. Uzun zamandır basında ve hayatlarımızda yer edinmiş bu malum pandemiye karşı alınmış sıkı önlemler yavaş yavaş esnetiliyor,normal hayata geçiliyor.

Ama tabii ki hayatlarımızı ve gezegenimizi baştan sona bu kadar etkilemiş bir pandeminin yerini bırakacağı yeni düzenin, eskisi gibi olmayacağı herkes tarafından düşünülen bir kanı. Ki görünüşe bakılırsa öyle olacak gibi de zaten. Ağızlardan düşmeyen yeni dünya düzeninin nasıl olacağı ile ilgili herkesten bir ses çıkarken, ben de hem kendi fikrimi beyan etmek, hem de camiadaki diğer dostlarımdan da fikirler okumak için bu soruyu sormaya karar verdim hepimize,umarım yazdıklarımı beğenir, siz de bu konudaki fikirlerinizi açıklama özgürlüğüne kavuşursunuz :)

Salgın belli bir ölçüde kontrol altına alındıktan sonra sence global dünyayı ve bizi nasıl bir düzen bekliyor, ekonomide ve uluslararası düzende nasıl bir yeni düzen olur?

Öncelikle kendi ülkem adına bir değerlendirmede bulunacak olursam; diğerlerine göre virüse geç yakalanmamız bizim için gerçekten de büyük bir avantaj oldu. Gıdamızın bolluğu ve yeterliliği, maske ve test sayılarımızdaki fazlalık ve virüse yakalanmama sürecimizde depolama ve ön hazırlıkta gerçekleştirdiğimiz ummalı çalışma bizi bin adım öteye taşıdı diyebilirim. Aynı şekilde böyle bir dönemde kendi solunum cihazlarımızı ve diğer sağlık  ekipmanlarımızı hem kendimize hem de ihracatımıza yetecek kadar depolama imkanı bulduk diyebilirim.

Bu yaptığımız yardımların da büyük ölçüde görünüşümüzü etkileyeceğini düşünüyorum. Sağlık sistemimizi, dayanışma duygumuzu ve zorluklara karşı olan güçlü azmimizi bütün herkese kanıtladık diyebilirim. Bu yüzden de bu yeni düzende değişecek büyük etmenlerden birisi de Türkiye'nin diplomatik değişiklikleri ve buna bağlı olarak da bir miktar olsun ekonomisi diyebilirm.

Avrupa'ya gelecek olursak onları bu kadar olumlu bir tablo bekliyor değil maalesef. Özellikle; devlerden:İtalya ve İspanya büyük bir çöküşe sahne olacak gibi duruyor. Üstelik bu çöküş sadece kendi ekonomisiyle sınırlı kalacak gibi de değil. Avrupa birliğinden gördüğü olumsuz yardım çağrıları ve ekonomiye yapmadığı destek, bununla beraber İtalyanların başlattıkları Avrupa Birliği bayrağını hep bir elden yakma girişimi, gönüllerde İtalya'nın Avrupa Birliğinden çıktığını kanıtlamış durumda. 
İspanya'da yardım çağrıları umursanmayan ülkelerden; Avrupa'dan nasibini bencillik ve ikiyüzlülükle alan İtalya'ya ile kader paylaşacak durumda. 

İngiltere ve Fransa da bunları geriden takip ediyor, onların durumu daha parlak. Ekonomileri daha parlak olduğu gibi; ilişkileri ezelden beri sağlam olan bu ülkeler en çok sağlık alanında yıpranacağa benziyor. Özellikle Fransa'da normalde bile çok acil bir vakanın saatlerce beklediği acillerin, şu anda iğne bile atılamayacak vaziyette olduğu kaçınılmazdır elbette. İngiltere en başında yaptığı saçma 'virüse karşı bırakalım da bağışıklık kazanalım politikasının' faturasını ağır ödeyecek'. Böyle mantıksız bir anlayıştan sonra kendisi de  enfekte olan Johnson, kendisi de olayı tecrübeyle ciddiye alarak, önlemleri almada 1-0 geride başladı. Avrupa Merkez Bankası'ndan sıra fişini şimdiden almış olan bu ülkelerin, ekonomiye karşı bağışıklık kazanmaları çok daha uzun vadede olacağa benziyor.

Gel gelelim can sisterlara, Virüsü yaymada başı tutmuş olan Çin, uzun vadede ummalı çalışmalarıyla ve sağlık alanında verdiği güvenceyi böyle küresel etki yaratan bir durumda krizi fırsata çevirerek sağlıktaki gücünü de kanıtlamış bulundu. Hatta öyle ki; avrupadan bir umut yardım bekleyen Avrupa Ülkeleri'ne yardım kolileri bağışlayarak yeni düzende diplomasideki yerini sağlam kazığa bağlamış bulundu. Fakat Amerika, tıpkı İngiltere gibi virüse karşı aldığı geniş tavırlar, onun sağlık sisteminin ve diplomasideki yerinin çökmesiyle sonuçlandı. Her ne kadar şu anlık ekonomik olarak yardımların fena olmadığı şeklinde halk açıklamaları bulunsa da, Amerika, süreçte Avrupa'ya yaşattığı çeşitli zorluklar, ülkede gıda ile ilgili yaşanan çeşitli zorluklar, Trump'ın bitmek bilmeyen çılgın salgın önlemleri açıklamaları pandemi sonrası ülkeyi zora sokacağa benziyor. Ama tabii ki hiçbir zaman,hiçbir anda ne olacağı belli olmaz. Ne de olsa bizim dünyaca insanlığımızla ilgili virüslerimiz hala daha bağışıklık kazanıyor...

9 Mart 2020 Pazartesi

Ağaç Ev Sohbetleri 28

Herkese merhaba arkadaşlar,

Dersler,okul,sınavlar derken askıya almak zorunda kaldığım canım bloğuma yeniden devam ediyorum.Bu seferki kayboluşumdan sonra da güzel bir ağaç evle güzel bir başlangıç yapayım dedim. Güzel okurlarımın gözleri gönülleri açılsın, farkındalıkları artsın, bilinçleri açılsın... Bu yüzden de bazıları için eğlenceli, bazıları için ülkenin problemlerinden bir tanesi olan meşhur eğlence uygulaması "Tiktok" hakkında fikirlerimi de içeren bir yazı hazırladım, umarım seversiniz, iyi okumalar:)


Tiktok ve Youtube uygulamaları hakkında ne düşünüyorsun? Sence ülkenin çektiği sancılardan birileri mi? Yoksa eğlenceye ulaşmak için birer araçlar mı?

Tiktokla karşılaştıkça bir keresinde Youtube'un kurulma hikayesini okumuştum, o geliyor aklıma. 3 eski Paypal çalışanı tarafından sadece öylesine zevk almak, yeni insanlar tanımak amacıyla insanların video çekip yeni insanlar tanımak amacıyla açtıkları bir sosyal medya aracı olarak çıktı karşımıza. Fakat sonrasında artan video ve üye sayısıyla birlikte evrildi ve bir video uygulamasına dönüştü. Daha sonrasında da gelişip, dünyanın en çok tercih edilen video platformu olarak günümüz teknolojisinde yerini aldı.


 İnsanların kendilerini ve düşüncelerini belli etmek, diğer insanlarla paylaşmak, farkındalık yaratmak, yeteneklerini ve yapabildiklerini sergilemek, bazı fikirlerde gerçekleri anlatmak adına kullanılan bu uygulama, aynı zamanda meslek alanında bir umut kaynağı olmuş durumda. Milyonlarca abonesi bulunan bu kanallar çektikleri video içerikleriyle milyonlarca paralar kazanıyorlar, tabii çoğu youtuberda olduğu gibi bizde de çoğu video yabancılardan ithal ediliyor, özeniliyor. Zaten amaç da özgün ve popüler içerikler yaratmak olduğundan işi ilerletmede ve geliştirmede yaratıcılık becerisinin en önemli ögelerden birisi olduğu kaçınılmaz.

İşte eğlence dedik ya en başında, işin asıl çıkış noktası da burada yatıyor işte. 7'den 70'e kadar herkesin rahatça ve şiddete maruz kalmadıkça eğlenebildiği Tiktok uygulamasının herkes tarafından tercih edilmesinin sebeplerinden birinin de eğlence kavramının  formatının değişmiş olmasından kaynaklandığını düşünüyorum. Youtube'un ilk zamanlarında sadece kendinizi tanıtıp video çekiyordunuz, fakat şu anda daha çok bir şeyleri kanıtlama çabasına girmiş durumunda Youtube.

Ama Tiktok öyle değil, sadece dans var, renk var, eğlence var; kavga, gürültü, patırtı yok. İnsanlar eğlenip, dans edip videoya çekiyorlar ve bunu da başkalarıyla paylaşıyorlar. Evet, gerçekten sadece anlamsız olsun, boş iş yapılsın diye çekilen videolar da yok değil doğrusu. Ama zaten başta dediğimiz gibi temel amaç eğlenme olduğundan bir noktada da saygı duyulması gerektiğini düşünüyorum. Sonuçta şu anki ekonomik,sosyal,kültürel yaşamımızda da bir düzgünlük söz konusu değil görüldüğü üzere. Saçma videoların da insanların içinde tuttuğu ve gene bu "düzgünsüz sebeplerden" ötürü bir türlü dışarıya çıkartamadıkları eğlenememe duygusunun kamçılanıp sosyal medyaya aktarılmış hali olduğunu düşünüyorum.

Bu yüzden de her iki platformu kullanan ve iki yerde de içerik paylaşan insanlar sırf eğlendikleri,öğrettikleri ve paylaştıkları videolar nedeniyle yargılanmamalıdır. Bu yüzden siz siz olun siyaseti de, eğlenceyi de, farklı fikirleri de yargılamayın, savunun❗

9 Şubat 2020 Pazar

08.02.2020

Herkese Yeniden Merhaba Arkadaşlar,

pegasus uçak kazası

Kazaydı belaydı derken bitirdik ilk haftayı da. Pegasus sonunu getirdi resmen.İnsanlar pegasus deyince zaten farklı bir gözle yaklaşıyorlardı, şimdi duymak bile istemiyorlar. Ama hatayı tek tarafa yüklememek lazım bence. En son geçen sene İstanbul'dan İzmir'e gitmek için kullanmıştım Sabiha Gökçen Havalimanını. Pegasusla gitmiştik biz de, uçağı kapattık deyip almayacaklardı neredeyse uçağa bizi(uçağın kalkmasına bir saat vardı daha 😂😂) kavga dövüş zorla bindik resmen, sonra da binerken bir de baktık ki bizden sonra gelen daha biiiiirsürü yolcu var :). Havaalanı-havayolu arasında bir iletişim problemi de var gibi anlayacağınız :(. Aynı şekilde Pegasus'ta çalışıp kokpit ve kabin ekibinin alkol kullandığına şahit olduğunu söyleyen kabin memurları var. Kim ne yer-içer bilemiyorum, kimseyi suçlayamayacağım burada.

Tek bildiğim Pegasus'un "low cost" denilen uçuş programını benimsemekte bazı sıkıntılarının olduğu.Low Cost demek uçak dolmuşçuluğu yapmak demek değildir. Ekonomik olarak ucuza uçuruyorsan kendini de ucuzlaştırmaya ne gerek var ki😊 Umarım en kısa zamanda bu yükün altından kalkabilir ve yeniden kanatlanırsın Pegasus :)

Bugün benim için de o düşüş anından pek farklı geçmedi aslında. Dışarıya çıktım ve bağnazlık gerçeğiyle tekrar yüzleştim. Dışarıya çıkınca bir garip oluyor insan burada. Aslında ortam var da ben mi bulamıyorum diye düşünüyorsun. Sağda solda birsürü okey ve nargile gruplarıyla karşılaşıyorsun ve senle bir alakası olmadığını anlıyorsun.Bir bakıyorsun ki her taraf duman dumana, sanki yaz gelmiş de herkes salça kaynatıyormuş gibi 😖

"Gerçekten bu mu? " diye soruyorsun kendi kendine. Gençliğimi milyonlarca taş ve sadece ahşap bir ıstakanın eşliğinde kağıda sarılmış tütün dumanlarının arasında mı geçireceğim? Geleceğin nesli biz değiliz, sigaralar o zaman...

07.02.2020

Herkese Yeniden Merhaba Arkadaşlar,

Normalde en başında bloğumu günlük olarak yaşadıklarımı yazmak, gündelik yaşantımı, hayatımı sizlerle aktarmak için açmıştım. Fakat sonrasında farklı yazı türlerini de paylaşmak ve tekdüzeliğe gitmemek için günce yazmayı bırakıp diğer türlere yöneldim. Fakat günlük yazmak kendini özlettiğinden tekrar günlük yazmaya başladım ve şimdilik böyle devam edecek sanırım.

İzmir'de kısa bir tatilden sonra tekrar Kayseri'ye dönmek iyi oldu aslında. Şehirde yaşarken o kadar da bayılmıyorsunuz ama kısa bir süreliğine ayrılıp tekrar dönünce rahat bir nefes alıyor insan. Evet, İzmir de güzel;kordon,asansör,saat kulesi.Meryem Ana hepsi ayrı bir güzellik gerçekten de. Fakat her insan her şehre ait değil bence. Her yiğidin yoğurt yiyişi farklı ne de olsa. Mesela Kayseri'de İzmirliyim deyince herkes imreniyor adeta.Kordon'a gitmek,deniz kokusunu bir daha hiç göremeyecekmişçesine içine çekmek güzel bir duygu gerçekten de.martılar ve vapur ikilisinden bahsetmiyorum bile. Birde bunların yanında Karşıyaka'daki  temeli balçık ve yosun dolu şu afet dolu günlerde ayakta zor duran evler var. Alsancakta da durum farklı değil ne yazık ki.Deniz kenarında bulunan bütün evler ve tarihi yapılar pert olmuş neredeyse.

Yetkililer sağolsunlar ki, önlem almakta gecikmemişler ki 7 ve üstü şidette deprem olursa nerede ne kadar insan ölür ne kadar bina yıkılır onun raporunu çıkartmışlar. Fakat raporlar sadece: Karşıyaka,Alsancak,Mavişehir,Çiğli semtleri için çıkmış;Gaziemir,Menderes'i umursayan yok. Para nerede varsa can da canan da orada var anlayacağınız.

Bunlar aynı zamanda Kayseri'nin avantajları aslında. Deprem bölgesi değil,doğal afet tehlikesi fazla değil, yağmur yağdı mı durur,kar yağdı mı erir. Çığ falan mümkün değil zaten. Avantajlar hiçe sayılmış burada, değeri bilinmemiş ve saptırılmış görüldüğü üzere. Sanki birileri ortaya çıkıp milletin ayağını kaydırmış da millet de buna ayak uyduruyormuş gibi görünüyor yakından bakıldığında.
Bunları anlatmamak yaşamak lazım aslında😁 hepsi ayrı bir olay ayrı macera. Umarım hepsini yaşar ve aktarabilirim,şimdilik hoşçakalın:)




27 Ocak 2020 Pazartesi

Ağaç Ev Sohbetleri 22

Herkese yeniden merhaba arkadaşlar,

Ağaç ev sohbetlerini yazmayalı uzun bir süre olmuştu. Bende arayı fazla açmak istemedim ve koyuldum hemen yazmaya. Umarım beğenirsiniz herkese iyi okumalar

Blogger ve Youtube hakkında ne düşünüyorsun? İkisi de ayrı sosyal platformlar olmalarına rağmen Youtube'da daha fazla bir büyüme söz konusu.  

Youtube büyüdükçe daha fazla dikkatimi çeken bir mesele oldu açıkçası. Youtube gün geçtikçe büyümesine rağmen, bloggerda o kadar da fazla bir büyüme söz konusu değil. Evet, her gün yeni bir yazı tutkunuyla daha karşılaştığımız doğrudur ama Youtube da her gün bin yeni kanal daha açılıyor ve video çekiliyor. Ve bu youtuberların çoğu da önce blog sayfası açıp sonrasında youtube camiasına ayak basmış insanlardan oluşuyor. Bloğun bu kadar çabuk bırakılma nedenini bilmiyorum ama Youtube'a karşı daha fazla bir özentilik,aitlik,emek veriliyor bunun farkındayım.

Hangi iş olursa olsun her zaman bir emek söz konusu. Blog'da, Youtube'da hatta sosyal medyada kendimizi yücelttiğini sanarak paylaştığımız o fotoğraflarımızda bile bir emek söz konusu. Emeğe saygısızlığa tabii ki niyetimiz yok, fakat nedense bütün emek video çekip edit yapmakla kalıyor. Kimse oturup iki cümle yazmak istemiyor/yazmaya üşeniyor.

Özellikle yazı üşengeçliğimizin arttığı şu günlerde ellerin yazmaya alıştırılması gerektiğini düşünüyorum. Mektup mesela,ne olduğunu/ne anlama geldiğini unutan bile vardır eminim ki. Şunun şurasında kaç yıldır telefonlarla haşır neşiriz ki. Ne zamandır Sultan Kösem(dünyanın en uzun eline sahip insanı) elleri kadar telefonlarımızla ona buna peş keş çekiyoruz. Dilini bilmediğimiz kelimeleri dilimize ekleyip kısaltmalarla haberleşiyoruz. Okullarda yazı dersleri, yazmak için yazı kursları, kamusal alanlarda yazmayı kolaylaştıracak gelişmeler yapılabilir. Herkes istediği zaman yazıya ulaşabilmeli, yazma işi üşenme eylemiyle bağdaştırılmaktan çıkarılıp herkesin her zaman severek yaptığı bir eyleme dönüşmeli diye düşünüyorum. Böylece evrensel olarak videoya verilen önem yazıya da verilebilir bence.
                                 ***
Instagram:barisdoganblog
Twitter:barisdoganblog


21 Ocak 2020 Salı

Türkçe Rap Eleştri Yazısı

Herkese Yeniden Merhaba Arkadaşlar,
sezzy


Yazmış olduğum okul eleştri yazımdan sonra başka bir eleştri yazısı ile karşınızdayım. Bundan sonra da birkaç eleştri yazısı ile karşınızda olacağım:) umarım keyifle okursunuz şimdiden iyi okumalar:))

Bugün sizlerle, son zamanlarda isminden sıkça bahsettiren ve gündemde de adına sıkça yer verilen "Türkçe Rap" hakkında konuşacağız. Türkçe rap, 2000'li yıllarda ortaya çıkmış daha çok hızlı söyleniş biçimi ve insanlara sosyal, toplumsal konularda bilinçlendirmek,mesaj vermek amacıyla
ritim açısından hızlı ritim tercih edilmiş, herkes ama en çok da genç toplumlar tarafından tercih edilen müzik türüdür.

Günümüzde değişen sosyal koşullar,ekonomik olanaklar, bir birinden etkilenen çeşitli ırklar,siyasi cephelerde ateşlenen fitiller, insanların farkındalık yaratma ihtiyacını güdülemiş ve bundan dolayı da Türkçe Rap bir sektör haline gelmiştir. Bu sektörde insanlar, farkındalık yaratma,halkı ayaklandırma,toplumu bilinçlendirme gibi amaçlar için bir araya gelmişlerdir.Şu anda 20'li,30'lu yaşlarında olan insanların lise çağında sadece eğlenme amaçlı dinledikleri rap şarkıcıları, şimdi yeniden karşılarına kendisini müzik ve farkındalığı birleştirmiş bir halde çıkıyor.

Toplumu iyiye yönlendirmek,bilinçlendirmek,uyarmak iyi bir fikir tabii ki de.Fakat bu bilinçlendirmeler esnasında kendini maddi koşullarınla ve lüx yaşam tarzınla üste çıkarmaya çalıştığında ne kadar bilinçlendirici söz varsa hiçbirinin bir anlamı kalmıyor ve geriye sadece parayla beslenmiş egolar kalıyor.Bütün paranı klibe döküp, nostaljik arabalar;altın kolyeler,bilekliklerle,pahalı evler lüks ve abartılı hayatlarla toplumu bilinçlendirmeyi amaçlıyorsan, yaptıklarının sonucu zaten ekonomik açıdan parlak olmayan Türk halkını özendirerek onların paralarını boş yere saçmasını sağlamış olursun. Bu durumda iletmek istediğin mesajlar ve sloganlar gösteriş amacı gütmekten başka bir şeye yaramaz.

Yani sen, toplumun sorunlarını kullanarak kendi ününü kendin kattığınla kalırsın. Ve bu şarkılar gösteriş yapma şeklinde zincirleşirse toplum şu anda olduğundan daha geriye doğru gider ne yazık ki. Ama eğer vermek istediğin mesajları daha somut ve gerçekçi bir biçimde verirsen daha reel ve somut biçimde verirsen hem toplumu yüceltmiş, hem de şarkılarınla toplumu olumlu yönde etkilersin.

Bu yüzden, bir rap sanatçısı olarak yapman gereken gerçekleri somut olarak yansıtarak toplumu iyiye ve doğruya yönlendirmektir  

23 Aralık 2019 Pazartesi

Ağaç Ev Sohbetleri 17

Herkese Yeniden Merhaba Arkadaşlar,

Bu haftaki "ağaç ev sohbetleri" serisine ben talip olmuştum ve şimdi karşınızda ağaç ev sohbetleri 17

İşte Haftamızın Konusu:

LİSEDEKİ AŞK MEŞK OLAYLARI/LİSEDE SEVGİLİ YAPMAK HAKKINDA NE DÜŞÜNÜ-
YORSUN SENCE YAPILMALI MI?
Halihazırda liseye giden hem dönemin özelliklerini sizlere aktarabilecek hem de bu güzel ve hoş sohbet serisine farklı bir konuyla yaklaşabileceğimi düşünerek bu konuyla sohbet istedim açıkçası...

Lisedelerde gördüğüm kadarıyla çok sık karşılaşılan durumlardan birisi de  herkesin bir biriyle duygusal bir geçmişinin bulunması.Ergenliğimize ortaokulda girip de liseye kadar duygularımızı da iyice yerine oturtunca liseye girdiğimizde alacağımız elektriği şaşırıyoruz yahu.Onun kızı bunun görümcesi,onun amcası bunun dayısı derken aile ağacı oluverip öyle mezun oluyoruz eğitim yuvalarımızdan.

Ama bunun yerine bekar bir şekilde derslerine doğru düzgünce odaklanıp düzgün üniversitelerde düzgün insanlarla düzgün ilişkiler kursan senin daha iyi olmaz mı? Burada laflarına,sözlerine,şiirlerine inandıpın o her kimse(cinsiyetçilik yok burada) ile her Allah'ın günü karşılaşıp duygularını zedelemek yerine sağlam duygularla sağlam seçimler yapmak seni gelecek ilişkilerde de daha başarılı bir birey yapacaktır.

Otobüs durağında karşılaşıp ilk görüşte aşk zannetiğin, bir birinizi sosyal medyada bulup orada iki tane klişe cümle yazıp sonra da otobüste omuz omuza giderek aşk yaşıyorum zannettiğin terk edince de İbrahim Tatlıses'e bağladığın o çocuk olmamalı senin için aşkın tanımı.Hangi dönemden geçiyor olursan ol, hiçbir zaman hiç kimsenin senin çektiğin/çekeceğin aşk acısını çekmeyeceğini, çekilse bile bunun hiçbir taragfa faydası olmayacağını bilmen gerekiyor. 

Diğer dönemlere kıyasla çok farklı bir lise hayatı yaşıyoruz nesil olarak. Mesela, anne babalarımızın zamanında okulda değil saçın boyalı,gerekenden bir parmak uzun olsa o gün okula alınmıyormuşsun.
Ama şu anda çoğu liselinin saçında kendi saç rengi dışında bütün renkler saçında var neredeyse.Aynı şey formalar için de geçerli,
gerçi bizim okulumuzda da aynı sıkı denetim var ama genel olarak serbest takılan okul sayısı çoğunlukta şu anda, okul forması giyilmediği takdirde hocaların şiddete başvurduğunu anlatan yetişkinler var.


İşin kötü yanı, bu kadar renk cümbüşünün arasında duygularımız da izdivaççı dijital dünya ile beraber arada kaynamış aslında. Yani diyeceğim o ki: Dijitalleşen dünyada duygularımız da dijitalleşmiş aslında. Okulun sosyal medya sayfasından tanışıp okulda buluşanlar,her gün aynı duraktan aynı otobüse binmesine rağmen bir birini sosyal medyada bulup sonradan omuzlananlar da birer dijital duygusallardır bence. Bu duygular bir de ergenlikle harmanlanınca iş karman çorman oluyor anlayacağınız.

Bu yüzden de yaşadığımız bu farklı devrin bize verdiği eşi benzeri görülmemiş lise hayatlarımızda duygularımızı da optik kağıtlarımız gibi buruşturmadan doldurmak en güzel yaşanabilecek lise hayatlarından birisidir tabii ki de.Çünkü, güveni besleyen sevgidir ve belki optiklerimizdeki matematik kısmı olabilir ama kalplerimizdeki sevgi kısmı hiçbir zaman boş kalmamalıdır...



16 Aralık 2019 Pazartesi

Kayseri Zihniyeti Ve Eğitim Sisteminin Liselere Etkisi

Lise
Herkese uzun bir süre sonra merhaba arkadaşlar,

 Yapmış olduğum şehir değişikliği ve bu yeni şehirde geçirdiğim alışma döneminden dolayı siz değerli,iyi günümde,kötü günümde hastalığımda,sağlığımda ve kısaca her zaman yanımda bulunan okurlarımı aksattığımdan dolayı hepinizden özür diler, bir daha şehir değişikliğimde(?) alışma dönemimin bu kadar uzun sürmemesini temenni ederim.

Yapmış olduğum van-Kayseri şehir değişikliğinden sonra bu şehre alışmak sandığım kadar kolay olmadı açıkçası:( 

Bugün de hem bu alışma sürecinde geçirdiğim zamanda kafamda oluşan Kayseri ve burada okuduğum okulumla alakalı görüşlerimi sizlere aktaracağım...

Belki bir grup insan farklı amaçlarla farklı amaçlarla insanlık dışı girişimlerde bulunmuş olsa bile Van bu geri kalmış zihniyetlerden çektiği türlü eziyetlerden sonraki ayağa kalkışıyla şehirsel olarak gelişmiş ama zihniyet olarak aynı gelişmeyi yakalamada güçlük çeken Kayseri'ye taş çıkartmış bir Doğu Anadolu Bölgesi Şehri...

Uğruna binlerce can verilmiş, binlerce anasız babasız kalmış çocuğa rağmen bıkmayıp, usanmayıp hem kafa yapısı, hem de sosyal olarak kendini geliştirmiş bu şehir Batı'dan ve Orta'dan gidip görenleri hayrete düşürebilmiş bir şehir doğrusu. Bu yüzden de hala daha akşam dışarıya çıkıp sosyal olarak bir arada vakit geçirmenin günah ve illegal sayıldığı Kayseri'ye DOĞUDAN  taşınmış bir insanın alışmada zorluk çekmesi de kaçınılmaz oluyor doğrusu...

Kendini dışarıya kapatmış, bağnazlığı benimsemiş bir zihniyetin beşeri olarak üste çıkabilmiş bir şehri zedelediğini görebiliyorsunuz bu şehre gelince. Adeta, Köşk Mahallesindeki lüks evlerin arasında kalmış olan sosyete pazarı gibi dımdızlak kalmış bu şehirdeki zihniyet. Fazla göze batmasına rağmen hiç kimse kılını kıpırdatmıyor bu geleneksel düzen için. Ağzın altına ve üstüne sıkıştırılmış kürdan gibi iki ucun arasından çıkan dedikodulara bağlamış bu geleneksel halk.

Fakat gel gör ki bunca bağnazlığa, dedikoduya ve sosyal kapalılığa rağmen kaliteli,seçkin üniversitelerinin yanı sıra birazcık da genlerinin vermiş olduğu yüksek zeka ve bilinç yetisi sayesinde vermiş olduğu yüksek Türkiye derecesi yapmayı gelenek haline getirmiş liseler de bulunmakta bu şehirde.

Benimde gelme sebeplerimden biri olan 75. Yıl Cumhuriyet Anadolu Lisesi, kendisini eğitim,öğretim,yönetim gibi eğitimi yapan bariz detaylarda kanıtlamış bir okul.Fakat gelin görün ki her güzelin bir kusuru var ne yazık ki

Bu okulun en büyük problemi geçerli olan eğitim sistemindeki ortaokuldan liseye geçmedeki sınavsız eğitim hakkı uygulamasına boyun eğmiş bulunmasıdır. Bu uygulamalar zamanında okula sınavla girmiş üst dönem öğrencilerinin kalabalık nüfus, yapısal yetersizlik,sosyal ahlaksızlık gibi sebeplerden ötürü önünü kapatıyor ne yazık ki. Bu noktada zihniyetten de büyük olarak "Adrese Dayalı Lise Hakkı" üst dönemlerin öğretmene ulaşmak açısından önüne engel olarak çıkıyor.

Okulun bulunduğu konum sosyal açıdan çok fazla tekin bir semt değil ne yazık ki. Bundan dolayı da biz öğrenciler olarak öğle aralarında sadece ihtiyaçlarımızı gidermek amacıyla dışarıya çıkıp tekrar okul sınırları içerisine giriyorken üstlüne üstlük bu tekin olmayan semtteki tekin olmayan insanlarla aynı eğitim yuvasında aynı sırada aynı sınıflarda eğitim alıyoruz. Üstelik eğitim aldığımız bu insanların okula gelme amacı bu, ismini şehrin her yerine altın harflerle kazımış olan eğitim yuvasına eğitim almaktan ziyade lise diploması alıp, sağda solda el kapısı diye dolanıp insanların (özellikle kız çocukları) kişisel ve akademik gelişimine engel olmaktan başka bir şey değildir mutlak.

Bu kalabalık ve tekin olmayan insan istilasına rağmen sevgili emekçi, zapt edici ve sabırlı öğretmenlerimiz her anlarını bu kalabalık ordu akınına adamış durumdalar. Kükreyeninden kalemliğini olmadık yerlere koyanına kadar boya kartelası gibi her çeşidi bulunan bu öğrenci ordusu, okulun ismini öne çıkarmış olan en güçlü etmenlerden biri olan bu eğitim kadrosunu bulduğu ve eğitimini öğretimini bu kadroyla tamamlayacak olmaktandır ki(çoğu sınıfta kalacak) "Adrese Dayalı Liseye Yerleşme" sisteminin tek şükredenleri olmalıdır bence.

Yaz tatillerini feda edip okulu düzenlemek,çekip çevirmek için kolları sıvamış olan bu emekçi insanlar, şimdi de çığırından çıkmış,gümbür gümbür gelen bu nesli insaniyete uygun birer insan topluluğuna benzetmekle uğraşmaktadırlar ne yazık ki. Bu emekçi öğretmenlerimizin manevi yatırımlarına karşılık, bu emekleri kendisine borç edinmiş ve kendi geleceğini parlatmaya yönelik canla başla çalışarak kendisini Türkiye'nin seçkin üniversitelerine yerleştirmeyi başarmış ve şu anda toplumumuzda ayrıcalıklı meslekler olarak belirlenmiş meslekleri icra eden abilerimiz, ablalarımız canları feda olmuş olacak olan bu öğretmenlerimize birer sabır, birer enerji kaynağı olmaktadırlar ve olmaya da devam edeceklerdir. Sabretme konusunda Erciyes'e tırmanmış emekçi öğretmenlerime daha fazla sabır diler,sizlere okuduğunuz için teşekkür ediyorum arkadaşlar. Bir sonraki eleştiri yazımızda tekrar görüşmek üzere, hoşça kalın :)

Twitter:barisdoganblog
İnstagram:basyaziciblog38









17 Şubat 2018 Cumartesi

Anksiyete (Kaygı Bozukluğu) Nedir?

Anksiyete, aşırı korkuya bağlı olarak ortaya çıkan psikolojik bir hastalıktır.Kişinin önemli bir olay öncesinde yaşadığı korkunun üst düzeye çıkarak psikolojik bir hastalığa dönüşmesidir.



Belirtileri: *gergin hissetme
* panik duygusu
* kalp atışında hızlanma
* terleme, titreme
* özgüven eksikliği
* hazımsızlık,  sık görülen mide ağrıları

Tabii ki bu anksiyete yalnız değil :)
anksiyetenin birçok türü var.  Bunlardan bazıları:

* obsesif -kompulsif bozukluklar, panik ataklar, travmatik stres bozukluğu 

Panik Atak: panik atak yaşayan kişiler, nedensiz bir şekilde ortaya panik ya da korku hissi koyarlar. Panik atağı olan kişiler hastalıklarını genelde göğüs ağrıları, düzensiz kalp atışları,nefes alamama şeklinde gösterirler.

Sosyal Kaygı bozukluğu: Bu hastalığı taşıyan kişiler toplumda aşağılanma endişesi, reddedilme kaygısı taşırlar

Bir Hastalığa Bağlı Anksiyete: fiziki rahatsızlıklardan ortaya çıkar, aşırı travma ve şiddetli panik içerir.

Tabii ki bu kadar  türü olduğu kadar bu hastalığın da bir sonu var tabii ki :) Bu hastalığın en çok işe yarayan ve en sık tercih edilen tedavi yöntemi psikoterapidir: Yani, psikiyatri destek...
Psikoterapiler, iki şekilde ayrılır: konuşma terapisi ve bilişsel terapi halinde. Doktorunuz, sizin hastalığınızın gidişatına göre bunu belirleyecektir şimdiden geçmiş olsun başka bir yazıda görüşürüz :))

Sosyal Medya:
İnstagram:barisdoganblog850
twitter:barisdoganblog
facebook:barış doğan








10 Şubat 2018 Cumartesi

Nefis Cupcake Tarifi

Herkese yeniden merhaba arkadaşlar,
Bugün sizlere severek yaptığım ve yediğim tariflerden biri olan cupcake tarifini vereceğim umarım beğenirsiniz kolay gelsin 😊😊
Malzemeler:
👉 1 su bardağı şeker
👉1 yumurta
👉1 çay bardağı sıvı yağ
👉1 çay bardağı süt (yarısını yoğurt da yapabilirsiniz)
👉 2 su bardağı un
👉 1.5 çay bardağı damla çikolata
👉 12 tane cupcake kabı
👉 1 paket hamur kabartma tozu
👉 1 paket şekerli vanilin
Yapılışı:
👉 öncelikle fırınınızı 200 dereceye ayarlayın
👉 yumurta ve şekeri çırpın
👉 sıvı yağı ekleyin ve tekrar çırpın
👉 süt ve yoğurdu ekleyin ve tekrar çırpın
👉 unu ekleyin ve tekrar çırpın
👉hamur kabartma tozu ve şekerli vanilini de ekleyin
👉damla çikolatayı ekleyin ve çırpın.
👉 oluşturduğunuz harcı cupcake kalıplarına paylaştırın
👉200 derece 20 dakika fırına atın

                            AFİYET olsun
                                         😊😊






27 Aralık 2017 Çarşamba

Ufak tefek cinayetler eleştri yazısı

Herkese merhaba arkadaşlar,
Bugün sizlere bölümlerini heyecanla takip ettiğim ufak tefek cinayetler dizisini eleştr
eceğim

Öncelikle dizinin konusundan bahsetmek istiyorum. Dizi aslında amerikan dizisinden alıntı yapılmış (dizinin ismi the little liars) fakat gerçekten güzel bir dizi olmuş. Her karakter ayrı bir konu ayrı bir muhabbet 😄😄😄😄

Oyuncular,gerçekten hepsi de Türkiye'nin seçkin oyuncuları. Hepsi de özenle seçilmiş oyuncular, farklı bir konuyla birleşince ortaya güzel bir çalışma çıkmış. Ayrıca, oyuncuların dış görünüşleri karakterist özelliklerine göre belirlenmiş. Mesela Merve karakteri sinsi ve çıkarcı bir karakter olduğundan dolayı daha iddialı giydirilmiş. Yine oya karakteri,daha çekimser ve alçakgönüllü olduğundan daha sade ve resmi giydirilmiş.

Aynı şekilde dizideki mekanlar göz alıcığıyla dikkat çekiyor. Gerçekten evleri ve gittikleri restoranlar vb. yerler oyuncular gibi özenle seçilmiş.

Evet arkadaslar benimde dizi hakkındaki yorumlarım bundan ibaretti. Eğer sizde dizi hakkındaki yorumlarınızı yazmak isterseniz aşağıya yazabilirsiniz okuduğunuz için teşekkürler😊😊

26 Aralık 2017 Salı

#1YılSonraYeniden okul tanıtım yazısı



Herkese yeniden merhaba arkadaşlar,

Bugün instagramdan yaptığım oylamamnın sonucunda okul tanıtım yazısını yazmaya karar verdim. Öncelikle isimlerinden bahsetmelerini çok isteyen sınıf arkadaşlarım (onların deyimiyle bestlerim ve kral 😂😂) onlara burdan selam olsun 😅😅.

O zaman okul kısmına geçebiliriz😊
Okulumuz, Van'ın edremit ilçesinde eminpaşa semtinde bulunuyor. Bina daha bu sene yapıldı,hatta biz sene başında şantiye ekibiyle beraber eğitim gördük 😆😆 Ama şu anda eksik yok allahtan 😄😄😄

Neyse,gelelim iç tarafa. Öncelikle okulun ismi kültür koleji, 9 lardan sadece 3 sadece üç sınıf var: 2 tanesi anadolu, 1 tanesi fen ben fen lisesindeyim. Sınıflar 12-15 kişilik. Yani 9'lar. Diğer sınıflar en fazla 8 kişi. Okul yeni olduğundan dolayı sınıf mevcutları çok fazla değil ama bence öğrenciler de bu durumdan memnunlardır 😄😄😄
Laboratuvar olarak okulda her türlü imkan mevcut fakat şu anda etkin değil.

Aynı şekilde öğretmenler de çok iyi 😆😆😆. Hepsi kendini geliştirmiş iyi öğretmenler.

Evet arkadaslar, benim de okulum hakkındaki yorumlarım böyleydi siz de okulunuz hakkındaki görüşlerinizi paylaşabilirsiniz.

Instagram:bar850
Twitter:barisdoganblog
Facebook:Barış Doğan
google+ daki topluluğuma katılmayı unutmayın ismi ``blogcular:)))))``

22 Aralık 2017 Cuma

Pancake tarifi 😊😊

Herkese uzun bir süreden sonra merhaba arkadaşlar,

Biliyorum ki, arayı fazla açtım fakat biliyorsunuz ki artık liseliyim ve derslerime yoğunlaşmam gerekiyor umarım beni anlarsınız. Lafi daha fazla uzatmıycam ve tarifime geçicem

Bugün sizlerle pancake yapıyoruz. Pancake, genelde kahvaltılarda yapılır ve sevilir o zaman şimdiden afiyet olsun 😊

Malzemeler: 👉1 yumurta
👉 yarım su bardağı şeker(siz daha fazla ekleyebilirsiniz)
👉 1 su bardağı süt
👉2 su bardağı un
👉 1 paket hamur kabartma tozu
👉1 paket şekerli vanilin

Yapımı:
👉 yumurta ve şeker bir kaba alınarak el çırpıcısıyla veya mikserle çırpılır
👉 ardından süt  eklenir ve tekrar çırpılır
👉yavaşça un eklenerek çırpmaya devam edilir
👉ardından hamur kabartma tozu ve şekerli vanilin eklenir.
👉orta boylu bir tavaya sıvı yağ eklenir ve yumurta fırçasıyla yedirilir (burada sıvı yağı  tavaya yedirmek için yeterli miktarda eklenmesi yeterlidir birde yağı tavaya iyice yediriniz😊)
👉 oluşturduğunuz karışmından küçük daireler oluşturacak şekilde kepçe yardımıyla alınız
👉 eğer tavanız büyükse birkaç daire oluşturabilirsiniz
👉 dairenin ısıya bakan kısmı yumuşacık olduktan sonra spatula yardımıyla daireyi çeviriniz ( burada kontrollü olmak önemli😊)
👉 bu şekilde karışım sonlanana kadar devam edebilirsiniz
👉 servis önerisi: eğer kahvaltılık olarak tüketicekseniz kahvaltıda sevdiğiniz recellerle tüketebilirsiniz. Eğer başka bir öğün olarak tuketicekseniz mevsim meyveleri tavsiyemdir👍👍👍
👉 afiyet olsun 😊😊😊😊
Sosyal medya:
Instagram:barisdoganblog850
Facebook:Barış  Doğan
Twitter:barisdoganblog
Dilerseniz google+ daki topluluğuma katılabilirsiniz😊😊😊 ismi blogcular:)))))
    
                                                                               

28 Ekim 2017 Cumartesi

Uzun Süre Yine Yeniden !!!!!!

Herkese çooooook üzün süre sonra yeniden merhaba,
 Aslında yazı yazmaya vakit bulduğuma şükrediyorum:)) malum, artık liseliyim ve tek önceliğim ders çalışmak ve buyden çoğu hobimden vazgeçmek orunda kalıyorum. Ama biliyorum ki her emeğin ve fedakarlığın bir sonucu vardır :))) bu yüzden sabretmek tek yapabileçeğim şey sanırım :)))

Bu yüzdden sizinle pek vakit geçiremedim aslında. Kusura bakmayın, bağışlayın beni seven herkesden onları kendimden uzak bıraktığım için onlardan teker teker özür dilerim. Artık mümkün olduğunca pek arayı açmıycam. yani daha doğrusu açmamaya çalışıcam. Yani, başarabilirsem tabii.Bilmelisiniz ki artık liseliyim, kusura bakmayın.

En kısa zamanda tekrar yazabilme dileğiyle...

                                                                                                                                          Barış Doğan

28 Ağustos 2017 Pazartesi

Tepside kurabiye tarifi 🍩🍩🍰🍰😊😊😊

Herkese merhaba arkadaşlar,

farkettim ki uzun süredir blogta bir tarif yayınlamamışım. Ben de düşündüm taşındım bir tarif vereyim dedim. Bugünkü tarifim: Tepside ( daha doğrusu borcam :)))))))) da kurabiye. O zaman şimdiden afiyet olsun. Buyrun tarife :)

MALZEMELER: 1 çay bardağı damla çikolata
3 kahve fincanı pudra şekeri
3,5 su bardağı un
125 gram margarin/tereyağı ( tavsiyem margarinden yana)
1 çay bardağı sıvı yağ
1 limonun kabuk rendesi
1 yumurta
1 paket kabartma tozu

YAPILIŞI:
*fırın, 180 derecede ayarlanır
*margarin, yumurta, sıvı yağ, kabartma tozu bir kaba koyularak margarinler eriyinceye kadar yoğurulur.

*ardından pudra şekeri eklenir ve tekrar iyice yoğurulur.

*yavaşça un eklenir

* hamur yumuşak bir kıvama gelip elinizden ayrılana kadar yoğurunuz.

* damla çikolatayı ekleyip. çikolatalar hamura yapışana kadar yoğurulur.

* çikolatalar iyice yapıştıktan sonra sonra hamur, üstüne yağlı kağıt konulmuş büyük boy borcama iyice yayılır.

* hamur, önceden ısıtılmış fırına 30 dk/ 180 derecede ayarlanır.

* dilerseniz üstüne çikolata sosu sıkabilirsiniz.

                                                                          Afiyet Olsun :))


                                                                                     ***



15 Ağustos 2017 Salı

Ilk defa ürün deneyimi!!!! Siyah maske ☻☻☻☻

Herkese merhaba arkadaşlar,


Bu gün sizlerin bir ürün deneyimi yazızı ile karşınızdayım.

Öncelikle şunu söylemeliyim ki siyah maske hakkında yapılan bütün söylentiler bir dedikodudan ibaret. Sizde siyah maske hakkında söylenen söylentilere inanmayın. Yok siyah noktaları temizliyormuş, yok ölü hücreleri temizliyormuş, vs vs vs vs vs bunların hepsi dedikodudan ibaret.

maskeyi yüzünüze uyguluyorsunuz, 20-25 dk bekliyorsunuz. ve beklerken çok heyecanlanıyorsunuz yüzümdeki kusurlar gidecek ve bebek gibi tertemiz ve doğal bir yüzüm olacak diyee.  Fakat sonuç hiç de öyle olmuyor da, olmadı da.

Kore kozmetik ürünleri beni büyük hayal kırıklığına uğrattı böyle bir maceradan sonra, kore güzellik ürünlerine verilen değerle siyah maskenin sonucu karşılaştırıldığında ortaya çıkan sonuç kore kozmetik ve güzellik ürünlerine verdiğimiz değerin ne kadar boş olduğunu ortaya koyuyor.

Ama, önemli olan ne kore ürünleri ne de diğer maskeler,peelinler vs vs vs.
önemli olan, insanın yüzünsdeki ve bütün vücudundaki kusurlarıyla yaşamayı öğrenebilmesi, unutmayın, sizi siz yapan davranışlarınız değil kusurlarınızdır :)

                                                                                  ***
Facebook: Barış Doğan
Instagram: barisdoganblog
Twitter:barisdoganblog
snapchat: bar2005
                                                                   

8 Ağustos 2017 Salı

Kaldığım otel: La Grande Resort Otel

Uzun bir aradan  sonra herkese merhaba arkadaşlar , bu aralar hazır otele gitme zamanıyken ben de otele gitme zamanıyken ben de otele gideceklere bir faqydam olması için böyle bir yazı yazmaya karar verdim , umarım otele gideceklere bir faydam dokunur. Buyrun iyi okumalar :)

Öncelikle otel antalya sidenin kumköy semtinde. Yani manavgata yakın. neyse,

Odalara gelicek olursak: biz standart odada kaldık. O yüzden standart odayı değerlendiricem. tasarım açısından gerçekten iddialı bir oda olmuş ışıklandırmalar falan çok iyi. Hijyen açısından gerçekten iyi diyebilirim. Havlular filan çok temiz. Bir de değişik bir sistem var odalarda: Odanın içinde iki tane dokunmatik tuş var. Bunlardan biri rahatsız etmeyin, biri de



Yemekler, açık konuşmalıyım ki o kadarda lezzetli değil. birde çeşitler az. Ve oda sayısı kadar masa yok. İnsanları dışarıya oturtuyorlar fakat dışarısı da çok nemli olduğundan insanlar içeride oturmak istiyorlar. Bir de siz garsonlardan bir şey istediğinizde sizi tersliyorlar. Ki kimse aşağılanmayı istemez. Ben bu konuyu onlara dile getirdim. Ve bir tane garson bana türklerin onlara illallah ettirdiğini söyledi :) buna daha ne denir ki :) onlar da haklı ama onlar da anlamalılar ki bu otel türkiye de ve doğal olarak da otelin çoğunluğu türk olucak :) birazcık anlayış her şeyi çözer diye düşünüyorum :))


animasyon, akşam eğlencesi: bir gün ekip izinli oluyor ve anismasyon yapılmıyor. Gerçekten büyük bir rezillik ve bu rezillik oteldeki çoğu kişinin otelden erken çıkış yapmasına sebep oldu. Gerçekten beş yıldızlı ama büyük eksiklikler ve aksaklıklar var. Neyse, dağıtmayayım konuyu. Anisyon ekibi biraz zayıf. Yani, bir müzik açıp bir saat boyunca bizi beklettiklerini hatırlıyorum ben. Tabii allahtan o gün show yapıldı, fakat biz o kadarda eğlenmedik. Tek biz değil, oteldeki herkes bizimle aynı fikirde. Ha birrde son olarak ekleyeyim, bir gün otele dans grubu çağırmışlardı. Sözde o grup kolombiya dansıydı ama bence saçmalıktan ibaretti. Evet arkadaşlar bir yazının daha sonuna daha geldik hepinize hoşçakalın 😊😊😊🖑🖐🖑🖐🖑🖐🖑🖐🖑🖐

Facebook:Barış Doğan
Instagram:barisdoganblog850
Twitter:barisdoganblog
Snapchat:bar2005


19 Temmuz 2017 Çarşamba

Yeni Telefonum: Samsung Galaxy J7 Prime

Herkese Yeniden Merhaba,

Bugün sizlere yeni telefonumun eleştri yazısını yazıyorum. Umarım bu telefondan almak isteyenlere bir yol gösterici olmuştur, iyi okumalar :)

Öncelikle telefonun iki renk seçeneği var: Siyah, gold ( altın rengi)
Telefonun kapasitesi 16 GB ( hafıza kartıyla artırabilirsiniz)

Evet, şimdi sırada benim görüşlerim var :)

Telefon gayet güzel bende üçüncü günü ve şu anda gayet iyi gidiyor. Kamerası gayet kaliteli ve net çekiyor. Ben kameraya çok önem veririm ve gayet memnunum. Bu arada  telefonun
gold rengi BENCE siyah renginden daha güzel. Yani soft bir rengi var gold un. Bu arada baştan söyleyeyim: Eğer büyük telefon sevmiyorsanız bu işten vazgeçin. Çünkü telefon internetteki resimlerde küçük görünse de gerçekten abartmıyorum note 5 kadar boyu var. Çalışması falan çok iyi. Yani, hiç yavaşlamıyor ve gayet iyi.

Pil kısmına gelirsek, şarjı 2,5 gün dayanıyor ( ama daha fazla olabilir tam emin değilim) zaten bir saatte % 100 oluyor şarjı. Çabukcak şarj oluyor. Bu arada o emin olamadığım 2,5 günü güç tasarrufu ve ultra güç tasarrufu moduyla daha da uzatabilirsiniz. Bu arada kısa bir not geçeyim:  parmak izi modu var. Bu gerçekten telefon alırken en çok sorulan sorulardan biri. Bence sormakta da gayet haklı insanlar.

evet arkadaşlar, bir yazının daha sonuna geldik umarım telefon hakkında bilgi sahibi olmuşsunuzdur arkadaşlar bir yazının daha sonuna geldik arkadaşlar hepiniz hoşçakalın :)))
                                                                   ***
Facebook: Barış Doğan
Twitter: barisdoganblog
İnstagram: barisdoganblog850
Snapchat: bar2005

18 Temmuz 2017 Salı

Perişan Kurabiye Tarifi

Herkese merhabalar, bugün enfes bir kurabiye tarifiyle karşınızdayım. Eminim sizde seveceksiniz.
Buyrun afiyet olsun😁😊

Malzemeler:
125 gr margarin
1 yumurta
1 su bardağı damla  çikolata  ( isteğe bağlı)

 yarım su bardağı pudra şekeri
2 su bardağı  un
1 su bardağı pirinç unu
yarım çay bardağından biraz az zeytin yağı
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu

Yapılışı: fırınımızı 200 derece ayarlıyoruz ( 30 dk)
 öncelikle margarin ve pudra şekerini elimizle yoğuruyoruz
.
iyice yoğurduktan sonra yumurtamızı ekleyip tekrar iyice elimizle çırpıyoruz

yağımızı ekliyoruz,çırpmaya devam :)

unumuzu ve pirinç unumuzu  ekleyip tekrar çırpıyoruz.

sonra kabartma tozu ve vanilyamızı ekleyip tekrar çırpıyoruz

ve en son malzeme olarak damla çikolatamızı ekliyoruz ve çikolatalarla hamur iyice birleşene kadar
yoğuruyoruz.

iyice buluştuktan sonra elimizle hamurdan bir parça alıp oval hale getiriyoruz, burada ince olmasına dikkat edin.
bütün hamurlar şekillenip tepsiye dizildikten sonra fırında 50 dk/ 200 derecede pişiriyoruz
Not: 15 dk da bir kurabiyelere bakın yanmasınlar ince olduklarından dolayı çabuk yanıyorlar :)

                                                                            Afiyet olsun :)
Facebook: Barış Doğan
Twitter: barisdoganblog
İnstagram:barisdoganblog850
Snapchat: bar2005

Öne Çıkanlar !!!!

CANLI DERSLER VE LİSE HAYATI

  Herkese yeniden merhabalar, uzun bir aranın ardından sizlere kavuşabilmenin sevincini ve heyecanını yaşadığımı satırlarla nasıl izah edebi...